
Elimizi kalbimize koyalım..
Dinleyelim onu.. Seslerini dinleyelim.. Ve şimdi ona hiç korkmadan -dur- diyelim.. "Dur! - Ey kalbim! Dur"
Kalbimize "dur" dediğimiz halde neden durmuyor? Emrimize neden amade olmuyor? Hâlbuki kalp bizim bedenimizin içinde değil mi? Taşıdığımız ve istediğimiz gibi hareket ettirdiğimiz o bedenimiz.. Eğer bizi dinlemiyorsa hiç bize ait olabilir mi? Bedenimize -acıkma, susama, yorulma-
veya ruhumuza -üzülme, acı çekme, dert etme- desek onlarda bizi dinlemeyecektir. Bizler kalbimize, bedenimize ve ruhumuza hükmedememeyiz. Onlar bize bir emânet. Öyle bir emânet ki.. Vakti geldiğinde o çok güvendiğimiz kalbimiz ve bedenimiz bizden ayrılacak, gerçek sahibine ulaşacak.. Ancak O, kalbimize "dur" derse durur.. Çünkü O "ol" der oluverir.. Çünkü mutlak sahibi O.. O halde bu gam neden? Bu üzüntü, bu keder neden.. Eğer emânetse taşıdığımız herşey, bu telaş, bu endişe neden?.. Rahmet Kelâmıyla buyuran O değil mi? "O sabredenleri ki onlar, bir musîbete uğradılar mı, «Biz Allah'a aidiz ve sonunda O'na döndürüleceğiz» derler." Bakara; 156
Ey Kalbim! Sen emânetsin. Allah'a emânetsin. …Esmalâle
|
» Takvim: 2009-11-11 16:14:17 ~ 2009-11-11 16:14:17 Önsöz: El- Cevâp
hoşgeldin göremedim seni ne zamandır..
amin inşallah..
@ kelebek- z
"bir katreyiz şu âlemde, dilde derya olmuşuz."
çok sevdiğim bir söz, ne güzel değil mi kelebekcan ?
bizde de bu durum sanırım..
sahipleniyoruz kendimizden habersiz.
selâm ve muhabbet karşılıklı..
@ name-i nur
her zaman beklenen ve özlenenlerdensin burada..
aşk ile hû!
@ şifa hanım
estağfurullah elden geldiğince işte..
düşüncelerimizin yansıması sadece bunlar..
hatırlamak ve hatırlatabilmek adınadır bu cümleler..
binlerce kelimelerden bir cümle yapabilme çabasıdır..
haberiniz başımız gözümüz üstüne, hoşgeldiniz..